Futbolumuzun arka bahçesi
Yayınlanma Tarihi 27 Ocak 2010 Çar 09:28
Erzurum'da bir dram yaşanıyor.
İlgi yok.
Destek yok.
Yönetim... Uzun zamandır yok!
Erzurumspor iflâsın eşiğinde.
Deplasmana gidecek parası, sahaya sürecek oyuncusu yok.
Kadersizliğiyle baş başa!
Yarına dönük en ufak umudu yok.
Siyasi çekişme... Çıkar hesapları... Aşırı borçlanma... Sen-ben kavgaları... Gruplaşma... Yönetim hataları... Derken bugün gelinen nokta, neredeyse kapıya kilit vurma!
Sezon başında, 16 Eylül tarihinde Kırşehir deplasmanına çıkamamıştı Erzurumspor... Geçen pazar günü de Pursaklar deplasmanına gidemedi.
Bir hükmen mağlubiyeti o zaman almıştı... İkincisini de şimdi alacak. Ve puanı -1 olacak!
Talimat diyor ki, "Bir yarı içerisinde iki maça çıkmamışsan, bir alt kümeye düşersin".
Erzurumspor zaten düşmüş, hani derler ya ağlayanı yok.
Bu saatten sonra 1 maça daha çıkmasa kaç yazacak!
Bilmem hatırlar mısınız? O Erzurumspor bir ara ligin rengiydi. 3 sezon kaldığı ligde, Doğu'nun temsilcisiydi.
Şimdi o da tarihin derinliklerine yolculuk yapmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki sezon 3. Lig'de oynayacak. Bu ilgisizlik, bu sevgisizlik, bu parasızlık sürerse, çok değil, 2011-2012 sezonunu mahalli ligde yaşayacak.
Tıpkı Vefa gibi... Feriköy gibi... Karagümrük, Bakırköyspor, Beyoğluspor, Yeşildirek, Vanspor, Aydınspor, Petrolofisi, Zonguldakspor gibi... Ve Hacettepe ismini alan Oftaş, Alibeyköyspor'la birleşen Adalet gibi.
Profesyonel futbol mezarlığındaki yerini alacak!
Bugünkü adı Süper Lig olan en üst ligde, kurulduğundan bu yana 66 takım oynadı.
Neredeyse beşte biri tarih oldu!
Neden?
Şu an Erzurumspor'un yaşadığı sürecin benzerinden.
Zonguldakspor 14 sezon kalmıştı bu ligde. 454 maç oynamıştı. Bir döneme adını yazdırmış, Volkan, Hamit, Muzaffer, İsa gibi nice geçmiş zaman yıldızlarını kadrosunda barındırmıştı.
Şimdi yok.
Niye yok?
Kötü yönetildiği için, sahipsiz bırakıldığı için, aşırı borç yükünün altında ezilip kaldığı için yok.
Malatyaspor'u hatırlayın... Bir dönem, Brezilya'nın önemli yıldızları Eder'i, Serginho'yu, Carlos'u transfer eden, Ünal'ı, Feyzullah'ı, Oktay'ı kadrosunda barındıran, 11 sezon kaldığı ligde 384 maç oynayan Malatyaspor'u... 2. Lig 4. Grup'ta can çekişiyor. 21 maçta 12 puanla grup sonuncusu... Daha sezon bitmeden 3. Lig yolcusu!
Hemen bir sıra üstündeki takım, Elazığspor. 2 sezon misafir olduğu ligde tutunamayan Elazığspor.
1. Grup'a kafanızı çevirin... Son 3 sıra, Sakarya-spor, Zeytinburnuspor, Beykoz.
2. Lig'de tam 11 sezon oynamış Sakaryaspor, 8 sezon o mücadeleyi veren Beykoz, 5 sezon direnmiş Zeytinburnuspor da şimdi 3. Lig'e düşmemeye çalışıyor.
Bunları neden anlatıyorum?
Süper Lig'e odaklanmış gidiyoruz. Alt liglerde ne dramlar yaşanıyor farkına varmayı bile istemiyoruz.
Oysa Süper Lig'in profesyonel altyapısı orası. Ama orada, kafanızı nereye çevirseniz sorun.
Yönetimler beceriksiz... Kulüpler denetimsiz. Çoğu borç batağında, çoğu çaresiz.
Anadolu ateşi sönmeye yüz tuttu... Çoğu kent futbol heyecanını unuttu.
Dün Vanspor, Aydınspor, Zonguldakspor silindi profesyonel futbol tarihinden... Yarın belki Erzurumspor, Malatyaspor, Elazığspor silinecek.
Bugün 81 ilin 43'ünde oynanan profesyonel futbol, tabii ki yoluna kalan sağlarla devam edecek.
Ama sağ kalanlarda da hâl kalırsa!
Yerlinin yerlisi, sahadakilerin hangisi?
Bir Trabzonspor seyrettim... İnanın futbola doydum.
O tempo... O üretkenlik... O mücadele. Her türlü övgüye değerdi.
Hele ilk yarım saat... Özlem giderdim.
24. dakikaya gelindiğinde ceza alanına 18 orta yapmıştı Trabzonspor ve bunların 9'unda hücum oyuncuları topla buluşmuştu.
30. dakika dolarken kaleye attığı şut sayısı 12'ydi ve bunların 7'si isabetliydi.
Maç boyunca ikisi direkten dönen 24 şutu vardı, 3 de golü. Yani ortalama her 3 dakika 45 saniyede bir atak girişiminde bulunmuştu.
Böyle bir Trabzonspor'u en az 10 yıldır izlememiştim. Böyle bir ilk yarıyı da tüm ligde, bu sezon.
Ancak... Onca güzelliğin arasında, yine de bir şey dikkatimi çekti. Sahaya çıkan ilk 11'de ve sonradan oyuna giren 3 oyuncu içerisinde, Trabzon doğumlu bir tek kişi yoktu. Tabii dolayısıyla Trabzonspor altyapısından yetişmiş bir tek oyuncu da!
Geçmişte, nur içinde yatsın, sevgili dostum, meslektaşım Orhan Kaynar'ın kalemine pelesenk olan "yerlinin yerlisi" sloganını anımsadım ister istemez.
Orhan ve tabii birçok Trabzonlu, Trabzonspor'un şampiyonluğa hasret kaldığı yıllarda bu takımın özüne dönmesi gerektiğini vurgulayıp dururlardı.
Kendi pencerelerinden baktıklarında pek de haksız sayılmazlardı.
Çünkü Trabzonspor'un 1975-76'dan başlayan ve 1983-84 sezonunda noktalanan 6 lig şampiyonluğunda ideal onbirin en az 8 oyuncusu Trabzonluydu. Başlangıçta Ali Yavuz ile Ahmet, sonradan Mehmet Ekşi ile Necdet, son dönemlerde ise İskender ile Hasan Vezir girmişlerdi o onbirlerin içerisine. Ama onlar da zaten takımla özdeşleşmişlerdi. Ve ilginçtir, o şampiyonluklarda bir tane bile yabancı oyuncu yoktu.
Ardından Trabzonspor, politika değiştirdi. Futbolun dinamikleri değişti. Yönetim stratejileri, yeterlilikleri, becerileri değişti. Ve çeyrek asırdan fazla bir zamandır Trabzonspor şampiyonluğa hasret gitti.
Bu yazıda bunun nedenleri üzerinde durmanın, gereği yok. Vurgulamak istediğim konu başka.
Trabzon kenti ve Trabzonspor, yıllarca güçlü futbol altyapısıyla tanındı. Yaş grupları milli takımlarında onlarca genci oynadı. İçlerinden büyük yıldızlar çıktı. Ama gelin görün ki o altyapı, şimdilerde Trabzonspor'a kayda değer bir katkıyı yapamıyor.
Demek ki çözüm bekleyen çok önemli sorunlardan biri de bu.
Belki de Trabzonspor'un kayıp yıllarındaki en fazla gözden kaçan sorunu bu.
Geçmişte de "yerlinin yerlisi" söylemine tuhaf bakardım. Şimdi de aynı noktada duruyorum. Bu düzeyde futbol, profesyonellerle oynanan ve oyuncunun nüfusa kayıtlı olduğu yere değil, yeteneğine, yeterliliğine değer veren bir oyun.
Lâkin bu, bir kent takımının sahaya sürdüğü on birde, kendi altyapısından oyuncu olmamasını da gerektirmiyor.
Geçmişin futbolcu tarlasında yaşanan bu kuraklık, küresel futbol mantalitesinin iklim değiştirmesiyle mi ilgili?
Hiç sanmıyorum. Trabzon, hâlâ aynı Trabzon. Ya da tarla hâlâ aynı tarla. Sorun çiftçide. Demek ki o tarla iyi işlenmiyor!