Beşiktaş'ın parası çakıl taşı mı?

Beşiktaş'ın parası çakıl taşı mı?

Lig TV Genel Yayın Yönetmeni Şansal Büyüka, yeni sezon öncesi 4 büyükleri kaleme alırken çok çarpıcı değerlendirmeler yaptı: "Beşiktaş'ın parası çakıl taşı mı? Necati'ye kıyılır mı? Gökhan Ünal-Necati takası olur mu? Trabzonspor'u anlamıyorum. Sana ne be Musa? Futbolda uzlaşma. Arda çalımı bırak. Tümer haksız mı? Appiah kalsa ne olur? Yasin iyi bir isim."

İşte Büyüka'nın Akşam Gazetesi'nde yayınlanan yazısı:

BEŞİKTAŞ'IN PARASI ÇAKIL TAŞI MI? 
Eğer iyi yönetici isen, eğer aklın, yeteneklerin yarınları görmene yetiyorsa attığın her adımın nereye gideceğini bilecek, hesabını ona göre yapacaksın. Üstelik o adımı kendin için değil de, temsil ettiğin kurum adına yapıyorsan, sana verilen yetkiyi kullanıyorsan bir adım atmadan önce belki de bin defa düşüneceksin.

Beşiktaş Başkanı ile yönetiminin attığı yanlış adımlar, şimdi önlerine ödenmesi güç faturalar olarak çıkıyor. Beşiktaş, düşünülmeden apar-topar alınan günlük kararlar ve yanlış adımlar yüzünden hem parasal olarak milyonlarca dolarlık darbe yiyor, hem de uluslararası arenada gerçek anlamda çok ciddi prestij kayıplarına uğruyor.

Beşiktaş yönetiminin iki yıl önce düşünmeden, popülist bir yaklaşımla görevine son verdiği İspanyol çalıştırıcı Del Bosque’nin faturası tam 10 milyon dolar olarak geri döndü. Beşiktaş Kulübü yeni bir girişimde bulunacağını söylüyor ama bize yansıyanlara göre bu cezanın itirazı yok, bir üst mahkemesi yok, temyizi yok.

Böyle bir yönetim anlayışı olur mu? Gönderirken bu hesapları nasıl yapmazsınız, hukukçularınızla bu işleri tüm ayrıntıları ile nasıl olur tartışmazsınız? Mahkeme sürecinde “biz haklıyız, kazanıyoruz” diye önce kendinizi, sonra Beşiktaş camiasını nasıl kandırırsınız?

En önemlisi bu para Beşiktaş’ın parası değil de, kendi şirketinizin parası olsa bu kadar hesapsız kitapsız davranır mısınız? Konuya bu kadar ilgisiz kalır mısınız?

Şimdi bir de Tigana devrede. Adam 2008 yılı için alacağı olan tam 2 milyon 300 eurodan kendi isteği ile vazgeçiyor, ama siz adamın 150 bin eorusunu ödemeye yanaşmıyorsunuz. Tigana da bu defa 2 milyon 300 bin eorusunu almak için mahkemeye başvuruyor. Beşiktaş yönetimi, tıpkı Del Bosque işinde olduğu gibi gene “haklıyız” diyor ama görürsünüz, yarın öbür gün Tigana’nın parası da faizleri ile birlikte 4-5 milyonluk bir fatura olarak Beşiktaş’ın kapısına dayanır.

Bir başka konu: Beşiktaş’ta daha 6 aylık bir yönetim var, bu yönetimin ağır toplarından Numan Ceyhan, kendini kenara çekti işlere karışmıyor. Bir hafta önce katkıları nedeniyle Başkan’dan teşekkür alan Gülnaz Arsel bir hafta on gün sonra istifaya davet ediliyor.Yana yakıla yönetime alınan Levent Erdoğan’dan ayrılması isteniyor.

Sevgili Başkan kusura bakmasın, böyle başkanlık, böyle liderlik olur mu? Ekranların karşısına topluca geçip “birlik beraberlik içindeyiz” açıklamalarına kimse inanmıyor. Altı aylık bir yönetimde bu kadar görüş ayrılığı, bu kadar sürtüşme, bu kadar iş bilmezlik olur mu? Beşiktaş’ın milyon milyon dolarları böyle çarçur edilir mi?

Üstelik camia, bir kamu bankasından alındığı iddia edilen ve kime gittiği tartışılan 40 milyon dolarlık kredi iddiasıyla çalkalanıyor. Ben buna kesinlikle inanmıyorum. Üstüne basa basa söylüyorum. Buna kesinlikle inanmıyorum. Başkan Yıldırım Demirören’i icraatları nedeniyle eleştirebilirsiniz, ama bu konuda haksızlık yapamazsınız. Ancak Başkan’ın bu konuda bugüne kadar sessiz kalması iddia sahiplerinin söylemlerini güçlendiriyor. Sayın Başkan kulübün internet sitesinden en kısa sürede bir açıklama yaparak, bu kredi iddialarını, dedikodularını kesin bir ifade ile “yalanlamalı.” Hem de hiç zaman yitirmeden.

Ama görünen köy kılavuz istemiyor. Beşiktaş iyi yönetilmiyor. Beşiktaş’ın milyon milyon dolarları iş bilmezlik, çokça da boşvermişlik yüzünden kaybolup gidiyor. Beyler, bu para sizin şirketinizin değil, Beşiktaş’ın milyon milyon dolarları. Sizin paranız para da, Beşiktaş’ın paraları çakıl taşı mı?

NECATİ'YE KIYILIR MI?
Galatasaraylı Necati Ateş gibi futbolcu bu ülkede kaç tane var. Buna rağmen hocası istemiyorsa, yönetimi hocasının kararına uyuyorsa demek ki bir bildikleri var.

Sordum, soruşturdum, “ipler niye koptu” diye araştırdım. Yetkili isimlerle konuştum. Bana yansıtılanlar şöyle:

Galatasaray’daki her dedikodunun, her kargaşanın altından Necati çıkıyor. Çok konuşuyor, her şeye karışıyor. Özel yaşamında dağınık.

10 numaralı formanın kendine sorulmadan Lincoln’e verilmesine tepki gösterdi. Bu konuda bir yönetici ile küçük bir tartışması bile oldu.

Yılda 1 milyon 700 bin dolar alıyor. İndirim istendi, çoğu futbolcu yaptı, Necati yanaşmadı.

Bunlar genellikle yönetim cephesine yakın kaynakların ifadeleri. Necati’nin bunlara itirazı olabilir .

Benim itirazım ise başka: Nasıl oluyor da Necati gibi bu ülkenin ulusal takıma kadar yükselmiş üst düzey bir oyuncusu bu kadar çabuk ve böylesine gözden düşebiliyor.

Bu işte bir yanlış var. Belki de birden fazla yanlış var. Ama en büyük yanlış Necati’yi kaybetmek olur.

Galatasaray ya da üst düzey bir başka kulüp. Necati mutlaka sahalarda olmalı. Önce kendisi, sonra da Türk futbolu için.

Ama çoğu insan aynı şeyi söylediğine göre, Necati’nin kusurlarından ve eksiklerinden hızla sıyrılması, az konuşması, çok çalışması, evine, eşine ve çocuğuna bağlı kalması, düzgün insanlarla arkadaşlık etmesi gerekiyor.

GÖKHAN ÜNAL-NECATİ TAKASI OLUR MU?
Kayserililer bana kızmasın, bu konuyu açtım diye. Çünkü piyasa konuşuyor, futbol dünyası konuşuyor. Galatasaray Necati’yi gözden çıkardı. Kayserispor’da Gökhan Ünal’ın aklında, en azından aklının bir tarafında Galatasaray var. 22 Temmuz genel seçimleri de bittiğine göre bir Gökhan Ünal-Necati Ateş takası olur mu acaba. Tabii üste biraz para, bir-iki de futbolcu vererek.Ortada dolaşan konuşmalara bakılırsa sadece havalar değil, transfer borsası da sıcak.

TRABZONSPOR'U ANLAMIYORUM
Trabzonspor’da Ceyhun gibi bir usta doksan dakikayı tamamlayamıyor, anlamıyorum.

Trabzonspor’da Stepanov gibi bu ülkeye gelen en iyi stoperlerden biri satılıyor, yerine yeniden Tolga Seyhan alınıyor, anlamıyorum.

Trabzonspor’da bu sakatlar bir türlü neden düzelmiyor, neden oynayamıyor, anlamıyorum.

Trabzonspor’da bir yenilgi ile teknik direktör Ziya Doğan tartışılmaya başlanıyor, anlamıyorum.

Trabzonspor’da Yattara gibi bir top cambazı atsan atılmıyor, satsan satılmıyor, ama bir türlü de uslanmıyor, anlamıyorum.

Allah aşkına birileri bana Trabzonspor’u anlatsın, anlamıyorum.

SANA NE BE MUSA
Gazetelerden okudum, Denizlispor’a transfer olan Musa Kuş, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım için “Türk futbolunu katlediyor” demiş. Sana ne be Musa. Sen futbolcusun, Aziz Yıldırım bir kulübün başkanı. Yıldırım’ın mutlaka eleştirilmesi gerekiyorsa, bırak o işi Başkan’ın yapsın. Ama o bile, sanıyorum ki, senin kadar sert ve yakışıksız ifadeler kullanmazdı. Olmadı Musa.

FUTBOLDA UZLAŞMA
Demokrasİ tarihinde gerçek bir zafer kazanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim akşamı zafer rüzgarına kapılmadan, her kesimi kucaklamaya özen göstererek yaptığı konuşmada “uzlaşmacı-hoşgörülü” bir yönetim konusunda kararlı olduklarını açıkladı. Biliyorsunuz geçen dönemde AKP yönetimi ile Futbol Federasyonu arasında sert rüzgarlar esmişti. İster misiniz yeni dönemde bu “uzlaşmacı” ortamdan futbol da nasibini alsın.

ARDA, ÇALIMI BIRAK
Duydum ki Feldkamp, genç yetenek Arda’ya kızıyormuş. Hücuma çıkarken ayağında çok top tuttuğu, çok çalım attığı ve takıma zaman kaybettirdiği için. Hele Arda’nın oynadığı sol kanatta genç gurbetçi Serkan’ın yıldızı bir anda parlayınca, Arda’nın “vazgeçilmez” rolü ortadan kalktı. Ama Arda’nın bizim için vazgeçilmez bir önemi var. Arda moralini bozmak yerine hocasının istediklerini yapmalı. Üstelik bugün Ronaldinho, Kaka gibi top cambazları bile ayaklarında top tutmamaya özen gösteriyorlar.

TÜMER HAKSIZ MI?
Fenerbahçeli Tümer ile gurbetçi taraftarlar arasında bir tatsızlık yaşandı. Keşke olmasaydı, ama oldu bir kere. Ancak benim anlamadığım şu. Tümer maçtan gelmiş, yorgun, belki de henüz maçın gerilimini üstünden atamamış, kamp yaptıkları otelde yemek yiyor. Otele girip yemek masasının başına kadar gelen taraftarlar, Tümer’den yemeği bırakmasını ve kendisine imza vermesini istiyorlar. Tümer’in dinlenmeye, yemek yemeye, tek başına kalmaya hiç mi hakkı yok. Tamam taraftardır, döver de, sever de ama nereye kadar? Her şeyin bir ölçüsü olmalı.

APPIAH KALSA NE OLUR?
Appiah Fenerbahçe’de kalmak istemiyor. Pek yaygara yapmıyor ama bunu yakın çevresiyle paylaşıyor. Aslında Appiah’ın aklı gittikten sonra, kendisinin kalmasında da pek yarar yok açıkcası. Geçen yıl kaldı da ne oldu, ne oynadı. Sadece geldiği yıl. Hırsıyla, hızıyla, savaşçı ruhuyla takıma katkı sağlamış, tribünleri ayağa kaldırmıştı .Ama sonrasında ortada yok, Benim bildiğim Başkan Aziz Yıldırım aklı gidenin, kendisinin de gitmesini ister. Ama öyle üç kuruşa sudan ucuza satmaz. Zaten geçmiş yıllardan beri gördük ki Başkan Aziz Yıldırım bu işleri iyi yapar. Okocha’dan, Baliç’ten, son dönemde Anelka’dan kulübe az para kazandırmadı. Appiah’ın nazını çekmektense, ondan gelecek parayla aklı da, kendisi de Türkiye’de olan bir futbolcuyu alacaktır.

YASİN İYİ BİR İSİM
Fenerbahçe’nin Rizespor’un savunma oyuncusu Yasin ile ilgilendiğini gazetelerde okudum. Yasin bizim ligin genç, savaşcı, yüksek toplarda iyi, kolay teslim olmayan, mücadele gücü son derece yüksek olan önemli oyuncularından biri. İyi bir camiada, iyi bir hocanın elinde, iyi antrenmanlarla daha da iyi yere gelebilir. Yasin, sanırım Fenerbahçe’nin pişmanlık duyacağı bir transfer olmayacaktır.