Spor yazarları ne dedi?


Spor yazarları Beşiktaş - Fenerbahçe maçını yorumladı


Metin Tekin: Kredisi tükendi


Beşiktaş artık sadece 2 puanlık avantaja sahip ve ikili averaj da rakibinden yana... Yani artık kaybetme lüksü yok...


Artık sadece iki puan önde olduğu gerçeği ile baş başa kaldı Beşiktaş... Başakşehir ile puan farkının 1'e indiği an herkeste bir 'Acabalar' doğal olarak başladı. Bunu ancak bir türlü çevirebilirdi Beşiktaş; o da Fenerbahçe galibiyeti ile...


Ve bunu da başarıyorlardı az daha ama artık futbolun cilvesi diyelim uzatma dakikalarında galibiyeti kaçırdılar. Bundan sonra ligde kalan hafta sayısı 4 ve puan farkı da en yakın rakibi Başakşehir ile 2. Bu pencereden baktığımızda da Beşiktaş artık sadece 2 puanlık bir avantaja sahip ve ikili averaj da rakibinden yana... Yani artık kaybetme lüksü yok...


Maç önü öngörümde güçlü olanla, planı olan iki tarafın maçı demiştim. Dün akşam güçlü olan, güçlü oyun kazanmaya çok yaklaştı. Zaman zaman bunun tersi de olabiliyor ve dün de oldu.. Maçın genelinde savunurken değil ama öne çıkma düşüncesinde istediğini yapamayan bir Fenerbahçe vardı sahada. Ama şampiyonluklar güçlü oynayanların varabildiği hedeflerdir. Doğru planlı bir oyunla maç kazanabilirsiniz ama şampiyonluk güçlü oynayanların ulaştığı hedeftir.


Oyuna baktığımızda ise Oğuzhan, Talisca ile Babel'i de beğendim ama en etkili ve istekli olanı Quaresma idi. Herkesin kafasında Atiba'sız Beşiktaş'ın ne yapacağı vardı. Tolgay-Oğuzhan ikilisi de kağıt üstünde defansif zaafları olabilir düşüncesini getiriyordu akıllara ama uygulamada topa sahip olarak bu anlamda bana göre hiç sorun yaşamadılar birkaç pozisyon dışında.


Oyunun başlangıcına gelirsek ve Fenerbahçe ne yapabilirdi diye bakabilirsek kadro sürprizi iki bekti. Bundan verim aldı mı? Kesinlikle hayır. Çünkü Hasan Ali'yi sağ beke alarak iki kişinin yerini değiştiriyorsunuz. Sanki sağ bekte Ozan Tufan ile başlaması daha olumlu olurdu Fenerbahçe için. Bir de her ne olursa olsun bu planlı oyunda ben Emenike ile başlamanın daha doğru olaceğını düşünüyorum çok etkisiz Van Persie'nin yerine..


Oyun olarak ligin en güçlü iki takımı şimdi son 4 haftada kıran kırana bir şampiyonluk mücadelesi verecek: Beşiktaş ve Başakşehir.. Ve dediğimiz gibi Beşiktaş sadece iki puanlık bir avantaja sahip. (Sabah)


Mehmet Demirkol: Fabri’den tarihi hata


Açık konuşmak gerekirse dün Sarı-Lacivertliler oyun olarak sıfır, değil eksideydi. Özellikle İsmail yalnız kaldı ve döküldü. Ama dün olduğu gibi bitse de bitmiyor. Fabri çıkıp durun deyiveriyor.


Beşiktaş’ta gerçek, kendisini bir savunmacı olarak ispat etmiş oyuncu sayısı kaç? 1... Marcelo... Peki bu müsait ortamda Fenerbahçe’nin bulduğu pozisyon sayısı kaç? O da 1... Emenike’nin karşı karşıya Fabri’ye nişanladığı vuruş. Bu mantıklı mı?


Hayır... Peki maçın sonucu? İnanılmaz. Film senaryosu gibi. Elindeki tek planı bile uygulayamadığı maçta, 2 kırmızı kartla eksik kalmışken... Tamken bile 5-6 kişi eksikken... Lens ve Sow hiç ama hiç yokken... Fenerbahçeli oyuncuların çoğu muhtemelen maçı bırakıp mücadele sonunda Talisca’yla yaşanacakları düşünürken...


Ve Kjaer’in içeriye doldurduğu topu Marcelo, Fabri ikilisi son saniyede el birliğiyle içeri atıyorlar. Hem de arkadaki Gökhan ve Atınç’ın yetişemeyeceği mükemmellikte bir vuruşla...


İşte bütün bunlar sadece futbolda oluyor. Açık konuşmak gerekirse dün Sarı-Lacivertliler oyun olarak sıfır, değil eksideydi... Maçın ilk 10 dakikasındaki ön alan baskısı doğruydu.


Stoperlere top aldırıp sonra pas kanallarını tıkamak mantıklıydı. Çünkü geri çekilirseniz, Quaresma, Talisca ve Babel’in yapacakları belli. Asıl önemlisi yumuşak ama yetenekli Beşiktaş orta sahasını rahat bırakmanın sonuçları da... Baskı bitip Tolgay ve Oğuzhan serbest kalınca Beşiktaş oyunu tam olarak aldı.


İdeal savunma 6’lısından 3 pozisyonda farklı olunca Fenerbahçe A planını da uygulayamadı. Çünkü Topal’ın iki stoperin yanısıra kenar beklerine verdiği yardımı Roman veremedi. Souza’yla merkezde kaldılar ama Oğuzhan ve Tolgay’ı da engelleyemediler. Böyle olunca İsmail yalnız kaldı ve döküldü. Hasan Ali direndi ama o da yardım alamadığı için verilmeyen bir penaltı yaptı.


İkinci yarıda ‘mükemmel’ Q7 durmadı ama Salih biraz top yapınca Beşiktaş’ın akın sürekliliği biraz kırıldı. Yanlış anlaşılmasın Fenerbahçe eskiden 0 mertebesine gelebildi. Sonra kırmızı kartlar. Ama bitmeden bitmiyor. Bazen dün olduğu gibi bitse de bitmiyor. Fabri çıkıp durun deyiveriyor. Futbol böyle. Başakşehir artık 1 maç uzaklıkta. (Fanatik)


Rıdvan Dilmen: Maçın mimarı Napoleoni’dir!


Maçı 1-0 bitirip gelse, “Fenerbahçe bir kere tesadüfen pozisyon buldu, Beşiktaş hak etti” diyecektik. 11’e 9’a rağmen gömülüp, skoru koruyalım derken golü yedi


Bazı derbiler vardır, kült maçlar olur. Uzun yıllar konuşulur. Bu da onlardan birisi olacak. İlk yarının sonunda Aboubakar'la öne geçti Beşiktaş... 9 kişi kalmış rakip takım. Son taç atışında bile Beşiktaş set oynamaktansa topu korusa, oyun bitebilirdi. Futbolun bir oyun olduğunu, her şeyin olabileceğini bir kez daha gördük. Kader demeyeceksin, "Kader gayrete aşıktır" derler.


Beşiktaş takımı, 45 ile 80 arası bulduğu pozisyonlarla 4 tane atabilirdi. Hakikaten Şenol hoca ve Beşiktaş takımı için tuhaf bir durum şüphesiz. Adriano, topu yakından değil, uzaktan taca vursa olmaz. Maçı 1-0 bitirip gelse, "Fenerbahçe bir kere tesadüfen pozisyon buldu, Beşiktaş hak etti" diyecektik.


Golde Marcelo ve Beşiktaş savunması psikolojik etkenlerle birlikte gömüldü. Sow, tacı Kjaer'e kullanarak içeri dolduruyor. Marcelo savunmayı o kadar geri çekmeyecek mesela. Ligin ortalarında oynanan bir maç olsa böyle bir yaslanma asla olmazdı. 11'e 9'a rağmen gömülmenin sebebi oydu. Aman koruyalım derken golü yedi.


Volkan'ın becerisi, çok kötü oynayan Fenerbahçe'nin yine de, "Belki, hani olursa" demesi, son dakikaları değiştirdi. Fenerbahçe tecrübeli bir takım, başka da bir numarası yoktu. Burada tecrübesini konuşturdu. Sow bu kadar kritik bir anda tacı sakince geriye oynadı, Kjaer topu kontrol etti, sakince topunu kesti, gol geldi. Skrtel gitmiş, Souza gitmiş, ceza sahasının içinde Beşiktaşlılar...


Fenerbahçe takımı, hiçbir şey oynamadan yenilmedi Beşiktaş'a. Formasıyla, tecrübesiyle yaptı bunu. Volkan Demirel de çok iyi maç çıkardı. Takımın forvetleri tamamen fiyaskoydu. Fenerbahçe forvetleri o kadar kötüydü ki en iyileri 10 dakika oyuna giren Emenike'ydi.


Beşiktaş, ikinci yarının başındaki gibi değil... Adanaspor ve Başakşehir maçında iyi değildi. Şu golü kim yedi, Başakşehir'in attığı gol yedirdi. O, 1 puanlık fark oyuncuları ve Şenol Güneş'i çok germiş. Başakşehirli oyuncu Napoleoni, Antalyaspor maçında gol atmasa dün Vodafone Arena'da bambaşka bir maç oynanırdı.


4-1'lik, 5-1'lik bir maç bu aslında. Beşiktaş ikinciyi, üçüncüyü bulmuş olsa daha sakin olacak. Bu maç Cuma akşamı başladı, Napoleoni'nin golüydü milat. Şimdi, Başakşehir'le Beşiktaş arasındaki puan farkı iki... Kalan 4 hafta bir hayli heyecanlı ve gergin geçecek gibi görünüyor...


Talisca derbiyi kaldıramadı. Futbol topuyla sevişen, eğlenen bir oyuncu vardı sadece. Quaresma... Şakır, şakır, şakır. Sanat yaptı. Talisca ise çaylak kaldı. Orada sakin kalacak hoca ve "Devam" diyecek. 4-3 yendik ya Galatasaray'ı, meşhur maç... İlk yarısı 3-0 bitmişti. Aslında biz 7 tane yiyebilirdik. Veselinovic hoca, "İkinci devreyi 1-0 kazanın" dedi devre arası. 4-3 yaptık, orada enerjimiz bitti.


Kenara baktık, hoca bize fırça atıyor, "Devam" diyor. 4-3'ken bile bizi diri tutmak istiyor. Görüyor çünkü rakibi, demoralize olmuş. 5'i istiyor. Bu arada sağlık durumuyla ilgili bir haber okudum hocanın, yeri gelmişken ona da geçmiş olsun dileklerimi ileteyim. Kısacası hakem maçı bitirmeden maç bitmez. Dünkü maç dünyaya örnek olmalı. Bayern Münih-Manchester United'ın 1999'daki finali gibi bir maçtı.


Anlamsız bir şekilde gerildi Beşiktaş... Bunlar futbolda var. Bu maç berabere bitebilirdi ama ligin rengi çok değişti. 3 maçta 16 gol yiyen bir takım olan Bursaspor'a karşı oynayacaklar ama Bursalılar da kendine bunu fırsat görür. Şimdi top Şenol hocada... Mümkün olduğu kadar sakinleştirecek çünkü gerginler. Gerginlik maçın 3-0'a, 4-0'a gitmemesinin sebebidir. Kaldıramadılar. Burada liderler sahneye çıkacak.


Metin, Ali, Feyyaz zamanı bizi üçlük yapıyorlardı. Bizi 10 kişi falan yakaladılar mı affetmiyorlardı. Onların çok ciddi bir özgüveni vardı. Bu takımın ise kendilerine olan güvenleri tamamen gitmiş, bitiremiyorlar maçı. Geril, geril, geril, etkiledi. Lyon maçının dahi gerginliği vardı dün.


Sahada kim var, Necip sahada mı sahada, Gökhan İnler sahada mı, sahada. Atınç sahada, Marcelo sahada... Bunlardan biri önde bassa o top gelmeyecek. "Aman" diye diye gol geldi. Son olarak maçın hakemi Fırat Aydınus'un verdiği iki kırmızı kart da yüzde yüz doğruydu. Yanlışları ise vermediği kartlardaydı. (Fotomaç)


Güntekin Onay: Futbolun cilvesi


BEŞİKTAŞ’IN Atiba’sız bir orta alan kurgusu ile nasıl bir futbol oynayacağı merak konusuydu. Şenol Güneş’in Tolgay tercihi son derece isabetliydi çünkü defansif oynayan F.Bahçe karşısında anahtar topa sahip olmak idi. İlk 10 dakikanın ardından mutlak üstünlüğü ele geçiren siyah-beyazlılar, daha çok pas yapan topa sahip olan ve atak devamlılılğı ile oynayan taraf idi. Tolgay ve Oğuzhan son derece diri ve istekliydi. Ancak özellikle Talisca’nın durgun olması Beşiktaş’ın hücum üstünlüğünü skora dön


ADVOCAAT’IN kendi sol kanadındaki Sow-İsmail tercihi; Gökhan Gönül ile Quaresma’nın işini kolaylaştırdı. Beşiktaş kendi sağ kanadından çok etkili olurken bu atakların sadece 1 tanesini gole çevirebildi. Beşiktaş, F.Bahçe’ye pozisyon vermedi ancak sarı-lacivertli ekibin bu oyunla tek gol şansı olan duran top imkanını çok tanıdı.


2. yarıda Advocaat sadece savunma yapabilen Neustadter’i çıkarıp Salih’i oyuna aldı. Hasan Ali’yi sola çekip, Ozan Tufan’ı sağ bekte başlattı. Biraz daha oynamayı düşündü. Ancak bu plan tutmadı.


BEŞİKTAŞ ise -skor ile bağlantılı olarak- ilk yarıdaki gibi önde baskı yapmak yerine daha fazla 2. bölgeyi kontrol etmek isteyen bir anlayışla oynadı. Yine de siyah-beyazlılar dağınık, pas yapamayan, hücuma çıkamayan rakibi karşısında çok daha üstün oynayan taraf idi. (Vatan)


Gürcan Bilgiç: Futbolun adaleti


Son saniyelerde, santrası yapılmayan beraberlik golü Advocaat’ın defterinin “mucizeler” kısmına not olur.


Advocaat'ın, büyük maçlardaki tek planı ile başladı maça Fenerbahçe. Mücadele edecekler ve geçen dakikalarda neler olacağını hep birlikte bekleyeceklerdi. Sahaya çıkan takımın yedekleri arasında "Neden oynamıyorum?" diye soran olacağını sanmıyorum ama İsmail Köybaşı'nın "neden oynuyorum?" endişesine kapılması sürpriz değil. Kupa etabındaki grup maçlarının penaltılı, kırmızı kartlı kahramanı olarak, Beşiktaş deplasmanında Quaresma'nın karşısında görev alması, hangi kriterin eseridir merak etmişti


Bir futbolcu elbette kötü gününde olabilir. Hata da yapabilir. Biz buna genel de "Takımını eksik oynattı" diye yaklaşırız. İsmail'in performansında ise "rakibini fazla oyuncu ile sahada tuttu diyebiliriz. Son maçta Tosic takımını eksik bırakmıştı, İsmail Beşiktaş'ı fazla oynattı. Planlar tutmayınca hamle de yapılır. Maç ikili performanslar ile dengedeydi ama böylesine gerilimin yükünü taşıyamayanlar, skoru değiştirecekti. Beşiktaş'ın öne geçmesi, ikinci yarıdaki anlayış ile Atiba'sızlıktan doğan


Fenerbahçe'nin önlemlerle bezenmiş taktik örgüsü, rakip bekleri hücuma sokmuyor, Beşiktaş ataklarını kanatlara yayılmaya zorluyordu ama, hücum için oyuncu inisiyatifinden başka seçenekleri yoktu. Lens'e ikili baskı geldi sürekli. Salih hamlesi belki de bunu değiştirmek, genç futbolcunun oyun zekasına güvenerek, top kayıplarını göze almaktı. Önemliden öte, "değerli" bir maçtı. "Yenilmemek" üzerine kurduğu planların sol bekini, sağ bek olarak oynatması yüzünden yerle bir olması, Advocaat'ın anı de


Dünkü maçta Beşiktaşlı oyuncularının tiyatro sahnesine çevirdikleri futbol sahasına bakarak, dokuz kişi kalan Fenerbahçe'nin Dolmabahçe'deki tabelaya "yenemezsiniz" logosunu koyması da ilahi adalet sanki. Oyunu germek, hakeme oynamak, tahrik etmeye çalışmak, barış için uzanan eli sıkmamak. Bu şımarıklığın faturasında da yine bilinen cümle var: Aslında futbolun adaleti var! (Sabah)


Ömer Güvenç: Kartal'a son saniye şoku


BEŞİKTAŞ 1. dakikadan uzatma dakikalarının sonuna kadar daha üstün oynadığı, kontrolü elinde tuttuğu karşılaşmada son saniyede yediği golle adeta şok yaşadı. Oyunun genelinde Beşiktaş daha çok atak yapan golü düşünen taraftı. Ve beklenen gol 45. dakikada geldi. Hem de çok güzel bir goldü. Tolgay’ın Ricardo Quaresma’ya pası, Quaresma’nın sert ortası ve hamle yapan Aboubakar’ın ağlara giden vuruşu. Gerçekten güzel goldü.


İKİNCİ yarının ilk 10 dakikasında F.Bahçe’nin daha atak daha üstün olduğunu gördük. Ondan sonra yine Beşiktaş’ın üstünlüğü vardı. Top daha çok Beşiktaşlılar’da kaldı. Pozisyon da buldular ama gole çeviremediler. Beşiktaş’ın attığı şutlarda Volkan Demirel de önemli müdahalelerde bulundu ve gole de izin vermedi. Sahanın en iyilerinin başında olan Tolgay Arslan’ın sakatlanıp çıkması Beşiktaş adına gerçekten çok büyük şanssızlıktı. Çünkü gerçekten çok iyi işler yaptı oyunda kaldığı süre boyunca. Ve


Erman Özgür: İkinci golü atmamanın cezası


Beşiktaş 2. golü atmamanın cezasını, kaybettiği 2 puanla çekerken; Fenerbahçe rakip kaleye gitmeden kaybetmeme konusunda çığır açtığı sezonu derbi kaybetmeden tamamlamış oldu.


Beşiktaş ilk 10 dakikadaki gerginliğin atlatılmasıyla sazı eline aldı. Quaresma’nın sağ kanattaki etkinliğine Oğuzhan’ın eşlik ettiği varyasyonlar izledik 45 dakika boyunca. Kapanan takımlara karşı geriden oyuna Marcelo’yu sokan Beşiktaş’a karşı Lens ve Sow’un bekleri kovalamasına rağmen Siyah-Beyazlılar oyuna hakim olmayı başardı.


Ve ilk yarının son dakikasında Tolgay’ın defans arkasına attığı güzel pasta Aboubakar’a golü adeta zorla attırdı Quaresma. Bu gol savunması ile ön plana çıkmaya alıştığımız Fenerbahçe için ikinci yarıyı farklı oynayacağı anlamına geldiği kadar, Beşiktaş için hücumda daha fazla alan demekti.


Advocaat’ın Salih-Ozan Tufan hamlesine rağmen derbilerde ilk kez geri düşen Fenerbahçe’nin belli ki net bir oyun planı yoktu. Lens’in bireysel çabası ya da duran toplara bel bağlamışlardı. Ancak hücum etme konusunda sezonun genelini deneyerek geçiren Beşiktaş’ta Quaresma şov devam etti. Babel’in, Quaresma’nın ve Aboubakar’ın kaçırdığı pozisyonlar gol olmayınca kontrollü oyun tarzı çok değişmedi. Sadece Emenike ile yakalanan pozisyon Fenerbahçe için maçın tek fırsatı olsa da, değerlendiremediler.


Beşiktaş tarafında Quaresma’nın servislerine rağmen 2. gol gelmeyince maçın stresi arttı. Ama stres daha çok Fenerbahçe tarafında gerginliğe dönüştü. Önce Skrtel sonra Josef’in atılması ‘artık olmaz’ dedirtirken, doldur boşaltla yaşanan pozisyonda, Marcelo-Fabri ortak hatasında gelen sürpriz bir golle Fenerbahçe maçı berabere bitti. Beşiktaş 2. golü atmamanın cezasını kaybettiği 2 puanla çekerken, Fenerbahçe rakip kaleye gitmeden kaybetmeme konusunda çığır açtığı sezonu derbi kaybetmeden tamamla


Futbol böyle bir şey: Acımasız ve adaletsiz


Fabri ve Marcelo’nun hatasından gelen gol, yıllar önceki G.Saray-F.Bahçe maçında sarı lacivertli defans oyuncuları ve Volkan’ın hatası sonucu yenilen Shabani Nonda golünü hatırlattı.


İKİ takım için de stresi, baskısı ve önemi büyük bir maçtı. Önemli olan bunu sahada en iyi kavrayıp, futbol felsefesini doğru biçimde yansıtabilmekti. Ve görüldü ki, maç öncesi iki takım için de öngörüler gerçekleşti. Maçta belirleyici olacak takım Beşiktaş’tı. Siyah beyazlıların bu sınavın üstesinden nasıl geleceği merak konusuydu. Fenerbahçe ile oynanan kupa maçının Beşiktaş’a bir rehber olduğu gerçeğini dün gece gördük.


Kovalamasındaki en büyük neden de temposu düşük oyunlarda F.Bahçe’nin hiç umulmadık anlarda gol atabilme özelliğini bilmesiydi. Bu yüzden çok çabaladı ama, hem Volkan hem de F.bahçe defansının son müdahaleleri 2. gole engel oldu.


Futbolun ne kadar acımasız ve adaletsiz olduğunu dün bir kez daha gördük. Fabri ve Marcelo’nun hatasından gelen gol, tıpkı yıllar önce bir G.Saray-F.Bahçe maçında, sarı lacivertli defans ve kaleci Volkan Demirel’in hatasıyla gelen Nonda golü gibiydi. (Hürriyet)