
"100 yıllık mazisi olan bir kulübe böyle çamur atılamaz. Bu olayı ne unutacağız ne de unutturacağız. Hep birlikte temizleyeceğiz." Bu sözler şike iddiaları ile çalkalanan Fenerbahçe Kulübü'nün Hukuk ve Kurumsal İlişkilerden Sorumlu Asbaşkan Şekip Mosturoğlu'na ait.
İddialara önemli cevaplar veren Mosturoğlu Cumhuriyet Gazetesi'nden Nevzat Dindar'a konuştu:
Sayın Mosturoğlu gündemdeki şike olayını bize değerlendirir misiniz?
ŞEKİP MOSTUROĞLU: Geçen pazartesi Telegol programında Cihan Oskay isimli şahsın başlattığı bana göre organize bir karalama kampanyası... Özellikle spor haberciliği bakımından son derece üzerinde durulması gereken bir konu. Çünkü ne Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun benimsediği ilkelere ne de basın kanunun ilkelerine uygun olmayan bir yayın oldu. Tek taraflı bir yayın yapıldı. Güvenilirliği tartışmalı bir şahsın tüm söyledikleriyle 100 yıllık mazisi olan bir camiaya çamur atıldı. Tabii ki biz bunu temizleyeceğiz. Ancak bunu temizlerken üzüntümüz büyük. Hem kulüp olarak hem de başkanımız gerekli hukuki süreci başlatacak. Tarihte ilk kez yeni bir adım atıyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışıyla taraftarımızı örgütlüyoruz. Salı günü İstanbul'da (bugün) F.Bahçeli hukukçularla bir arayla geleceğiz. Nasıl bir örgütlenme içinde olacaklarını belirleyeceğiz. Bu işin takipçisi olacağız. Katılım yoğun olacak. Geçmişte bu tip olaylar olduğu zaman belli günler tartışılır, sonra unutulurdu. Biz bunu ne unutacağız ne de unutturacağız.
Peki bu iddialardan sonra taraftarın vicdanını rahatlatacak mısınız?
Ş.M.: Tabii. Hem rahatlatacağız hem de kulüp taraftarlarını davamızda paydaş haline getireceğiz. Onlar da sorumluluk alacak. Bu çamur sadece 35 kişiye değil, tüm camianın değerlerine atıldı. Hep birlikte temizleyeceğiz.
Programa aşırı tepki gösterdiniz? Bunun nedeni neydi?
Ş.M.: Gün içinde programın bizim kulübümüzle ilgili olduğunu öğrendik. Program yayına girmeden sadece 2.5 saat önce yapımcı başkanımızı aradı. Bir kamera gönderebileceğini ve yanıt hakkını tanıyabileceğini söyledi. Takdir edersiniz ki günlerce tanıtımı yapılmış, kamuoyunun o saatte kilitlendiği bir konuda sadece 2.5 saat gibi kısa bir süre önce yanıt hakkı vermek ne derece yeterli? Bizim önerimiz programın 1 hafta ertelenmesi şeklindeydi. Bu süreç içinde yanıt hakkımızın yapılması için bize imkân tanınmasını istedik. Program gecesi bile bağlantı konusunda büyük sıkıntı yaşadık. 45 dakika sonra Doğan Grubu'ndan üst düzey bir yetkilinin ricasıyla bağlantı gerçekleşti. Programın başında açıklamayı kulübün adına yaptığımı söylememe karşın reklamdan sonra şahsıma yönelik eleştiriler başladı. Suçlanan kişilerle ilgili 'Bağlanmıyorlar. Demek ki suçlular' havası yaratılmaya çalışıldı. İtirafçıyla ilk kez orada yüzleşecekleri söylenmesine karşın ses kasetlerinin altında çözümler olması, konuya ilişkin gazete küpürlerinin yayımlanması, yorumcuların program sırasında el işaretleri ve mimikleri dikkat çekiciydi. Ayrıca yayındaki katılımcılar onları yalanladıkça gösterilen reaksiyon bir komplonun ve masa başında hazırlanan bir senaryonun olduğunu herkese gösterdi. Bu açıdan baktığımızda bir ilkti.
Suçlanan Aziz Yıldırım mı yoksa Fenerbahçe Kulübü mü?
Ş.M.: Fenerbahçe düşmanları son günlerde yeni bir strateji geliştirdi. Kulübü iki ayrı kavram olarak göstermeye başladılar. Başkana yapılan saldırının kulübe yapılan saldırı olmadığını ifade ediyorlar. Burada hedef Fenerbahçe camiasının parçalanması. Fenerbahçe Başkanı'na atılan çamur Fenerbahçe'ye atılmıştır. Olayı sadece başkanın şahsına yönelik bir saldırı olarak göstermek çok yanlış. Ancak taraftarımız her şeyin farkında. Olaya büyük duyarlılıkla yaklaştılar. Mumlu protesto demokratik ileri batı toplumlarında görülen bir protesto şekli...
Siz bir hukukçusunuz.. Bu olayı federasyonun çözemeyeceğini savunuyorsunuz. Çözümü nedir?
Ş.M.: Bu kapsamdaki bir işin federasyon eliyle çözülmesi mümkün değil. Organize bir suç. Futbol Federasyonu'nun bu organize suçu çözecek yetkisi yok. Futbol hukukuna ilişkin değil. Dolayısıyla da çözmeleri beklenemez. Özel yetkili savcı ve hakimler gerek. Aynı İtalya örneğinde olduğu gibi... Orada rüşvet, tehdit gibi bir takım illegal olaylar vardı. Olayın çözümü federasyonun dışında gelişti. Bu açıdan baktığımızda başkanın açıklaması doğru. Bunun çözüm yeri devlet. Fenerbahçe'nin resmi isteği olduğu gibi eski bir federasyon yönetim kurulu üyesi ve hukukçu olarak benim de isteğim Türkiye'de İtalyan modelinin uygulanması. Özel yetkili, yasayla yetki almış soruşturma mahkemeleri kurulmalı Gerektiğinde en ağır cezaları almalılar. Herkes eteğindeki taşı döksün. Akıllarda soru işareti kalmasın. Bu iddialar futbol sevgisine zarar veriyor. Biz neden Celta Vigo maçına gidemeyelim? Camia olarak bu maça konsantre olamadık. Galatasaray maçının olduğu hafta neden futbolun güzellikleri yerine çirkin yönü ön plana çıksın? Futbolun güzellikleri, sportif rekabet ve kurumsallaşma, bizim tartışmamız gereken konu olmalı.
İddilar, suçlamalar sürekli oluyor. Ancak ortada bir sonuç yok. Bunun nedeni sizce nedir?
Ş.M.: Bizim dönemimizde sınırlı yetkilerimiz vardı. Bu sınırlı yetkilerle bir şey ortaya çıkaramazsınız. Özel yetkili bir kurul olmadan futboldaki kirlenmişliği ortaya çıkaramazsınız. Bu konular federasyonun dar yetkisiyle herkesi tatmin edecek bir çözüm getirmez. Bu yüzden bizim talebimiz devletin sorumluluğu üzerine alıp el koyması. Soruşturmalar ve tartışmalar devam ederse futbol zarar görür. Devletten futbola el koyması istenmiyor. İstenen şey futbola özgü konuların çözümüyle ilgili bir şey değil. Adliyeye intikal edecek bir suçun unsurlarının ortaya çıkarılması ve bunu önleyecek yapının ortaya çıkarılması. Federasyonun yetkisi ve gücü belli. Bu yüzden söz konusu dosyalardan bir şey çıkmadı.Ancak bir Akçaabat Sebatspor Kayserispor maçının soruşturulmasındaki hassasiyetimiz ortadaydı. Tarihte görülmemiş cezalar verildi. Zaten bizden önceki davaların çoğu zaman aşımına uğramıştı.
Medyanın tutumunu nasıl buldunuz?
Ş.M.: Medya duyarlı davrandı. Bu yüzden teşekkür ediyoruz. Bu kadar açık bir komplonun izlerini medya da soruşturdu, araştırdı. Bu şahısla (Cihan Oskay) ilgili birçok şeyi medya ulaştırdı bize. Her camiada kendi camiasına uygun hareket etmeyenler olur. Ancak bunu genellememek gerekir. Medya bu son olayda çok tutarlı ve duyarlı davrandı.
Futbol Federasyonu Başkanvekili Kemal Kapulluoğlu "Ellerinde kanıt varsa getirsinler" dedi. Elinizde komplo olduğunu iddia ettiğiniz olayla ilgili belgeler var mı?
Ş.M.: Elimizde kanıt olması önemli değil. Önemli olan soruşturma mahkemelerinin ulaşması. Elbette soruşturma başladığı zaman onlar da ulaşacaktır. Kapulluoğlu'nun beklentisi yanlış. Elimizdeki kanıtları onlara veremeyiz. Çünkü olay Futbol Federasyonu'nun aşan adli bir suç. Kanıtları burada açıklamayacağım. Çünkü ona göre bir refleks geliştirebilirler. Yargılama başladığında bunları tek tek göreceksiniz.
Yargı süreci ne aşamada?
Ş.M.: Bize intikal eden bir şey yok. Önce yanıt ve düzeltme hakkımız için RTÜK'e (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) pazartesi (dün) başvuracağız. Salı da (bugün) F.Bahçeli hukukçuların katılımıyla bir toplantı yapacağız. Maddi ve manevi tazminat davaları açılacak. Bu olay bir milat olacak. Çamur at izi kalsın düşüncesinde olanlar bundan sonra iki kez düşünmek zorunda kalacak. Gazetelerde şifreler çözülüyor. Yargıya intikal ettiğinde bu işin arkasında kimlerin olduğunu göreceğiz. Belki bizim düşündüklerimizin ötesinde bir takım ilişkiler çıkabilir. Direkt bir suçlamamız yok. Ancak göreceksiniz, bizim düşündüğümüzün ötesinde bir uzantı ağı olacak. Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı'na da başvuruyu pazartesi (dün) yapacağız.
Cihan Oskay gibi insanlar kulüplerin içine nasıl girebiliyor?
Ş.M: Bunlar kulübün içine girmiyor. Her camiada olduğu kulübün etrafında dolaşan ve buradan kimlik bulup çıkar sağlayan kişiler var. Cihan Oskay'la da sınırlı değil. Ortak alanlara giden, böylece kimlik ve statü aldığını düşünen kişiler bunu maddi menfaatleri için kullanabiliyor. Aziz Yıldırım'ın uzun yıllardır amacı böyle kişileri kulüpten kazımak. Son dönemdeki iç çekişmenin nedeni de bu. Biz bunları izole ediyoruz. Hiçbir kalıntısı kalmayacak.
Diğer kulüplerin yaklaşımını nasıl buldunuz?
Ş.M.: Diğer kulüpler sağduyuyla yaklaştı. Ancak Kulüpler Birliği sessiz kaldı. Olay bir haftadır gündemde. Bir açıklamaları bile olmadı. Haksız yere suçlanan Fenerbahçe'nin arkasında olduklarını açıklamaları gerekirdi. Futbol Federasyonu'nun bir adım atıp atmayacağını bilmiyorum. Ancak onlar olayı disiplin soruşturması açısından ele alıyor.
Üzerinde en çok konuşulan konulardan biri de 'Hain Fenerbahçeliler' ifadesiydi. Kimdir bu hainler?
Ş.M.: Bu tip olaylar konuşulduğu zaman belli isimler akıllara geliyor. Başkanın söyledikleri doğru ve haklı. Kaptana kızıp gemiyi batırmaya çalışıyorlar. Hainliğin boyutu çok önemli. Kulübe böylece büyük zarar veriyorlar.
Bu olay milat olur mu?
Ş.M.: İlerleyen yıllarda hatırlanan bir tarih olacak. Bundan sonra hiçbir şey öncesi gibi olmayacak. Özellikle medya, kulüpler ve futbolun aktörleri daha ölçülü adımlar atacak. Herkesin uyması gereken hukuk kuralları var. Medyanın da kendini yeniden sorgulayacağını düşünüyorum. O programda yapılan izinsiz telefon kayıtları suç unsuruydu.
Türkiye'de şike ve teşvik primi var mı?
Ş.M.: Bu kadar konuşulduğuna göre var. Hangi ülkeler için konuşuluyor. Kayıt dışı ekonomi bunda en önemli etken. Bir ülkede ekonomi kayıta alınırsa bunların önüne geçilir. Her türlü para hareketi takip edilir. Neden İngiltere'de böyle bir iddia olmuyor? Kayıt altına alınırsa ekonomi, para hareketleri şeffaf bir şekilde takip edilir. Maddi deliller aydınlatılır. Spekülasyonlar azalır. Türkiye'de her gün bir suç işleniyor. Bu da kara bir ülke olarak algılanmasına neden oluyor. Buna neden veren de futbolun içindeki aktörler...