“Kupayı babalar kaldırır“

“Kupayı babalar kaldırır“

Fortis Türkiye Kupası finali Erciyesspor'un antrenörü Fikret Yılmaz ile Beşiktaş'ta forma giyen oğlu Burak'ı karşı karşıya getirecek. İlginç mücadele öncesi Fikret Yılmaz herşeyi Ligtv.com.tr'ye anlattı.

Fikret hocayla hararetli bir sohbete başladık. Bir anlamda ikimizde doluyduk. Biz sorduk o cevap verdi. Konu Fortis Türkiye Kupası'nda karşılaşacakları ve çok sevdiği oğlu Burak'la rakip olacakları maça gelince Fikret hoca, "Kupayı babalar kaldırır" deyiverdi. Ardından da ekledi: "Burak bozulmayacak". Başarılı teknik adam, yaşadıkları Çaykur Rize şokundan, Kayseri'deki günlerine, oğlu Burak Yılmaz'ın Beşiktaş'taki performansından finaldeki şanslarına kadar aklınıza gelebilecek herşeyi ve bukadar açık, net bir şekilde ilk kez Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol'a anlattı.


"RİZE MAÇINI 10-0 KAZANABİLİRDİK"
-Kaç yıldır futbolun içindesiniz?
30 senedir.

-Futbol oynadınız, teknik adamlık yapıyorsunuz. Çaykur Rizespor maçı gibi bir maç yaşadınız mı hiç?
Rize maçı gibi bir maç yaşamadık. Çok istinai bir maçtı. 2 penaltı kaçtı. En az 10-0 kazanabileceğimiz bir maçı berabere bitirdik. 95. dakikada bir kornerden gol oldu. Daha önce hiç böyle birşey yaşamamıştık. İşte yaşamamız gerekiyormuş, yaşadık.

"KUPAYI ALACAĞIZ"
-Çok önemli bir kupa finali öncesinde böyle bir olumsuzluk yaşamak, motivasyon adına bir problem yaratıyor mu takımda? Futbolcular sabaha kadar uyumamışlar çünkü.
2 günden beri bunun için uğraşıyoruz. Bülent hocam da bunun için uğraşıyor. Futbolculara herşeyin bitmediğini kanıtlamaya çalışyoruz ki daha herşey bitmedi. Daha alınacak 9 puan var. 42 puanda ligde kalırız. Ayrıca bizim üzerimizdeki takımlarla ikili averajımız da iyi. Biz hiçbir şekilde umudumuzu kaybetmiş değiliz. Kupa finaline gelince, o ayrı bir statü. Hepimiz kupayı almak istiyoruz. Buna inanıyoruz. Hayal kırıklığı yaşayacağımızı sanmıyorum ve kupayı da alacağız diyorum.

-Sizin için de ilginç bir maç olacak. Siz Beşiktaşlısınız.
Kesinlikle evet.

"KUPAYI BABALAR KALDIRIR"
-Oğlunuz Burak Beşiktaş'ta oynuyor. Bu maçta karşı karşıya geleceksiniz. Nasıl duygular yaşıyorsunuz? Mutlaka profesyonellikte duyguların yeri yok ama bu gerçeklerden de kaçılmıyor.
Tabii şimdi profesyonellikte elbette duyguların yeri yok ama karşınızdaki oğlunuz, evladınız. Burada duyguları bastırma şansınız yok. Ancak ben olaya daha oyun gözüyle hani tavla oynarsınızya bu maça o şekilde bakıyorum. Biz 2 kez karşılaştık. Gençlerbirliği'ndeyken bizi 1-0 yendiler, Kayseri Erciyesspor'da yine bizi 1-0 yendiler. Ama Burak üçüncüsünde sıçrayamayacak. Biz yeneceğiz. Kupayı babalar kaldırır. (Gülüyoruz)

"BABA-OĞUL MADALYA ALACAĞIZ"
-Yani oğlunuza kupa finalinde şans tanımıyorsunuz.
Bunda şans tanımıyorum ama burada en ilginç ve en mutlu olay bana göre, ikimiz de madalya alacağız, birimiz 1.'lik, birimiz 2.'lik. Bence ailem açısından, bizim açımızdan en güzel şey bu olacak.

"BEŞİKTAŞ FENER'İ YENSEYDİ FİNAL DAHA KOLAY OLURDU"
-Baba oğul kupanın birer ucundan tuttunuz. Ama Burak da kupayı istiyor. Siz de istiyorsunuz. Burak ile bugünlerde konuşuyor musunuz?
Konuşuyoruz, devamlı konuşuyoruz. Her maçtan önce ve sonra arar. En azından her aile geleneğinde olduğu gibi annesinin babasının hayır dualarını alarak maçlara çıkar. "Kupa maçı için hiç heveslenmeyin biz alacağız" diyor. Çünkü şu an için Fenerbahçe yenilgisinden sonra kupa çok büyük önem kazandı. Fenerbahçe'yi yenmiş olsaydı bizim için çok daha kolay olurdu Beşiktaş maçı. Yani mümkün değil; büyük takımdır Beşiktaş, kupa şampiyonu olmak ister, lig şampiyonu olmak ister. Belirli bir rahatlık içerisinde gelebileceklerini düşünüyorduk biz. Ama şimdi çok daha sıkı sarılacaklar işe. Bizim işimiz zor ama her türlü zordu zaten. Şimdi biraz daha zorlaştı.

"EVLADIMIN ÜZÜLMESİNİ İSTEMEM"
-Duygularla da zorlaşıyor.
Kesinlikle. Çünkü hiç bir baba evladının üzülmesini istemez. Bunu baba olanlar bilir, başka izah tarzı yoktur. Yok profesyonellikmiş, şuymuş buymuş, karşınızda evladınız olduğu zaman bunların hepsi sadece ve sadece o duygularınızı bastırmak size acı verir. Bastırırsınız ama bunların hepsi hikayedir. Bunun başka türlüsü de yoktur. Kim çıkıp da dese ki ben profesyonelim, karşımda oğlum da olsa vurur geçerim, yalan söyler. Duygularını o şekilde bastırarak sadece dışarıya resim verir.

-Bir baba olarak Burak'ın başarılı olmasını istiyorsunuz.
Kesinlikle.

-Oğlunuza sert müdahaleler olduğunda, sakatlık durumu olduğunda üzülüyorsunuz.
Burada niçin çalışıyoruz. Benim bir kızım, bir de oğlum var. Onlar için çalışıyoruz. Onlar için buradayım.

-Kayseri Erciyesspor'daki futbolcular da bir anlamda sizin çocuklarınız.
Kesinlikle.

-Burak mevkisi gereği çekişmelere didişmelere faullere çok maruz kalan bir oyuncu. Final maçında Burak'a faul yapılırsa yapan ya da yapanlar da bir anlamda sizin evlatlarınız. İşin içinden çıkılması zor bir durum bu.
Zaten ilk maçta özellikle Ergün Teber'i ben doldurdum. Burak'a karşı iyi oynasın diye.

“BURAK KUSURA BAKMASIN”
-Ergün Teber'in Burak'a karşı biraz da sert oynamasını mı istediniz?
Burak dönmeden bas diye ben söyledim. Bunu söylemediğiniz taktirde o zaman ekmek yediğimiz yere ihanet etmiş oluruz. Dediğim gibi duygularınızı bastırmak zorundasınız. Bastırmadığınız zaman bu tarz karşılaşmalarda hakkınızda inanılmaz yorumlar yapabilirler. Türkiye burası. Onun için futbolun gerektirdiği herşeyi oyuncularımıza söyleriz. Elbette ki Kayseri Erciyesspor’un da bir amacı var. Bana göre Erciyes’in kupayı kaldırması Beşiktaş’ın kaldırmasından daha önemli. Tarihinde ilk kez kupa finali oynayan bir takım, tarihinde ilk kez kupa alacak. Beşiktaş defalarca almış, bu kez almasa olur. Onun için bu sefer Burak kusura bakmayacak, kupayı biz alacağız.

BİR BABANIN İSYANI
-Her futbolcunun hedeflerinden biri 3 büyüklerde oynamaktır. Hele tuttuğu takımda oynamak daha önemlidir. Burak bu yüzden çok şanslı. Çünkü aileden Beşiktaşlı ve Beşiktaş’ta oynuyor. Burak Beşiktaş’ta mutlu mu şu anda?

Burak Beşiktaş’ta olduğu için mutlu. Ama şu an Beşiktaşlı futbolcuların mutlu olduğunu sanmıyorum. Fenerbahçe’ye yenildiler çünkü. Ama Burak Beşiktaş’ta olmaktan mutlu ve hepimiz mutluyuz. Beşiktaş’ın formasını giymek ayrı bir şereftir ayrı bir güzelliktir. Çocuklarına bırakabileceği en büyük mirastır. Beşiktaşlı Burak’ın babası olmak bile şereftir. Evladı olmak da bir şereftir. Bunun kıymetini bilecek ve biliyor da. Bütün bunların bilincinde. Ancak Burak ile basın çok uğraştı. Bu bizi yıprattı. Yok ev tutmuş, gece kuşuymuş, şunlarla geziyormuş. Asılsız haberler çıktı bu bizi çok üzdü. Burak’ı da çok üzüyor. Şimdi benim oğlum benden habersiz gidecek, gece kuşu olacak, ev tutacak, ev açacak, bunlar bizi üzmüştür. Yeri gelmişken burada söyleyeyim. Burak’ın İstanbul Ataşehir’de kendi adına ait tapulu, dayalı döşeli evi var, biz gider geliriz. Ama bu haberlerden dolayı, korkudan gidip kendi evinde kalamıyor. Çok duygusal bir çocuktur Burak. Ayrıca gurbette. Burak’a karşı biraz daha ılımlı davranmış olsalardı çok daha sevinirdim. Futbolda bir deyim vardır. Burada sevgili Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu’na teşekkür ediyorum, futbolda kötü oynayabilirsiniz ama kötü koşamazsınız. Bunu da Maraton programında Erman Toroğlu söyledi. Çocuk mücadele ediyor, koşuyor. Koşana birşey diyemezsiniz. Yani Burak protestolara uğradı. Medyadaki bir takım arkadaşlar ne yazık ki Burak’ı taraftarın önüne attı. Daha 20 yaşındaki bir çocuk, Beşiktaş gibi büyük bir takımda mücadele ediyor, onu o şekilde yıpratanlar biraz da kendi çocuklarının oradan protesto edildiğini düşünseler, çok daha iyi olur.

Burak oynar, oynamaz, tribüne çıkar; bu teknik direktör tercihidir buna herkes saygı duyar. Burak’ın Beşiktaş’ta oynaması veya oynamamasıyla asla benim bir işim olmaz. Ben sadece insani yönde düşünüyorum. Benim oğlumun üzerine çok geldiler. Bunu bugüne kadar hiç söylemedim, bir kere eliyle gol attı diye önce bir tepki başladı. Bunu çok güzel eleştirenler oldu. Mükemmel eleştirenler oldu. Buradan hepsine teşekkür ediyorum. Burak bundan müthiş ders aldı. Ama bunu uzatanlar oldu. Kendini atıyor atmıyor, başında teknik direktörü vardır. Nasıl oynayacağını o söyler. Ama bugün dünyanın her yerinde elle gol atılıyor, usülsüz goller atılıyor ama bir oyuncu bu yüzden çok yıpratılmaz. Arjantin Dünya Kupası’nı Maradona’nın elle attığı golle kazanmıştır ve buna “Tanrı’nın eli” dediler geçtiler. Ama ne yazık ki Türkiye’de bu çok uzatıldı. Ayrıca Burak asla bunu bilinçli olarak yapmamıştı. Tek hatası “Baba” dedi, “Farkında değildim sonradan aklıma geldi ama iş işten geçmişti” dedi. Yani “Elime çarptı, anlıktı ve golü atınca ilk defa Beşiktaş’ta gol attığım için o coşkuyla o sevinçle böyle birşeyi düşünemedim” dedi. Mesela eline çarptığı için çok güzel eleştirenler oldu. Ama bunun ötesinde örneğin hakemler çok uğraştı Burak ile. Çok ciddi penaltılarını vermeyenler oldu. Hakemin de görevi orada görmek yani. O zaman hakemsiz oynansın her maç. Genç hakemlerimize ben bir şey demiyorum. Ama bunu uzattılar. Sürekli olarak Burak’ın faule maruz kaldığı zamanda bile çalınmadı. Bunlar Burak’ı biraz geriye götürdü. Ayrıca Ankara’daki Gençlerbirliği maçı, biz de televizyondan izledik,  2 golün asistini Burak yaptı, mükemmel işler yaptı, en azından yapmaya çalıştı, koştu mücadele etti. Ertesi gün bakıyorsun yorumcular yine Burak’a saldırıyor. Ama bir kişi de desin ki bu çocuk tamam iyi oynamayadı ama çok iyi mücadele etti, koştu, çalıştı. Bir destek veren olmadı. Halen de aynı. Burak 20 yaşında inanılmaz bir mücadele içerisine girdi. Kaldıramayacağı müthiş bir yükün altına girdi. Benim oğlum karakterli ve güçlü kişiliğe sahiptir. Bunların hepsinin altından kalkacak ve o Beşiktaş formasını çok uzun yıllar giyecek, orada da hit olacak.

BURAK’IN GERÇEK MEVKİİ...
-Siz Burak’ın 4 yıl hocalığını yaptınız değil mi?
Evet alt yapıda 4 yıl hocası bendim. Yeteneklerini benden daha iyi kimse bilemez.

-Peki Burak’ı siz yetiştidiniz, yeteneklerini en iyi siz biliyorsunuz. Burak futbolda o sahada nerede oynar, asıl mevkisi neresidir?
Şimdi burada benim bu konulara çok fazla girmem oğlumu yıpratır ama kaleyi karşıdan gören yerde oynamalı.

-Bunu size babası olduğunuz için değil, hocası olduğunuz için soruyorum. Ve bu çok normal çok doğal bir soru. Buna cevap vermeniz de çok doğal. Burak’ı yetiştiren babası değil de bir başka teknik adam da olabilirdi ve bu soruyu ben ona da sorardım.
Burak forvet arkası oyuncudur. Ofansif orta saha oyuncusudur. Başka deyişle santrafor arkası ve santrafor oynar. Burak’ın en iyi oynayacağı mevkii kısaca kaleyi karşıdan gören yerde oynamalıdır. Burak iyi şut atar, iyi asist yapar, sprinterdir.

-Oyun kurar mı Burak?
Kesinlikle evet. Burak daha yeteneklerinin yüzde 40’ını 50’sini sergileyemiyor doğru dürüst.

-Beşiktaş’ gelmeden önce bu saydığınız mevkilerde mi oynuyordu?
Kesinlikle

-Bu mevkilerin dışında oynadı mı?Zorunlu hallerde olabilir ama normal şartlarda oynadı mı?
Oynamadı. Milli Takım’da ön libero gibi oynadı. Milli Takımda yine orta sahanın sağında oynadı. Antalyaspor’da forvet arkası, ofansif forvet oynadı diyelim.

-Beşiktaş-Fenerbahçe maçında Burak ilk 11’de oyuna başladı ve sağ açık oynadı. Her pozisonda sağ açıkta hep önüne ikili kademeye giren Fenerbahçeli defans oyuncuları çıktı. Şimdi saymış olduğunuz özellikleri terazinin bir kefesine koyuyorum ama Beşiktaş’ta Burak sağ açık oynuyor. Dolayısıyla Burak sağ açık oynayamıyor. Çünkü yeteneklerini çok daha farklı mevkide çok olumlu sahaya yansıtabilen bir oyuncu Burak.
Evet. Şimdi bir de şu var. Büyük takımda oynamak çok zordur. Burak öneğin sağ açıkta oynuyor ama hiç kimse şunu söylemedi. Burak özel yetenekleriyle, örneğin sprinter özelliğiyle, iyi orta yapmasıyla, bileklerinin iyi olmasıyla, tekniğiyle, yeteneğiyle sağ açık olarak kapatmaya çalışıyor. Çabalıyor, elinden gelen herşeyi yapıyor.

“TİGANA DA HAKLI”
-Yetenekleriyle bir sağ açık oyuncusu olmamasına rağmen bunu kapatmaya çalışıyor yani.
Evet. Tabii özel bir sağ açık oyuncusu değil yani. Ya da özel bir sol açık oyuncusu değil. Çok çalışıyor, en iyisini olmaya çalışıyor. Ama hocanın taktiridir ve herkesin saygı duyması lazım. Buna biz de saygı duyuyoruz. Ben onu asla eleştirmiyorum. Ama Burak’ın asıl mevkisi kaleyi karşıdan gören yerde. Hocanın da oynatmamaktaki haklı tarafları vardır. Ricardinho var, Delgado var. Bu tarz çok ciddi paralara gelmiş adamları var. Onun ötesinde Burak santrafor oynar. Sağ açık ya da sol açık ya da forvet oynamak büyük takımlarda çok zordur. Bunu da gözardı etmemek lazım. Neden Anadolu takımları kalabalık defansla oynarlar büyük takımlara karşı. Burada o kalabalık defansı yarıp iş yapmak bazen çok zor olabilir. Hele yeni bir genç oyuncuysanız. Örneğin ben Burak’ın yerinde olsam topu sağda aldığım zaman devamlı yazıyorlarya sağdan soldan orta gelmiyor mu diye, işte forveti besleyemiyorlarmış falan, alırım orta yaparım. Nereye giderse gitsin. Defans uzaklaştırsın. Hiç sıfıra girmeye falan çalışmam. Yaratıcı olmaya çalışmam.

-Biraz karambole mi oynarım yani?
E tabi. Onu istiyor çünkü adam. Her golü Nobre’nin atmasını istiyor. Şimdi o da çok savaşçı bir oyuncu.

“PROFESÖRLER (!) VAR BEŞİKTAŞ’TA”
-İsteyen Tigana mı?
Hayır, asla. Beşiktaş efradı var, çok bilen, inanılmaz futbol profesörleri, Beşiktaş yazarları var, onlar. İşte orta yapmıyor. Büyük takımlarda her oyuncu bir stardır bunu bilmiyorlar. Onun için takım oyunu falan gibi eskiden bir Boluspor vardı biliyorsunuz, takım oyunu oynarlardı, oradan satarlardı falan. Bir Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray takımında oynayan her futbolcu bir stardır. Star gibi davranmak lazım her futbolcuya. 2-3 kişiye değil. Burada da Beşiktaş’ın problemleri var. Sadece takım tertibinde ya da şunda bunda değil. Takım tertibi bir kere teknik direktörün tekeli altında olan birşeydir. Herkesin de buna saygı duyması lazım. Onun için Burak Allah’ın izniyle çok büyük hit olacak orada, çok daha iyi yerlere gelecek çünkü benim oğlum daha yeteneklerinin yarısını sergileyemiyor Beşiktaş’ta. Çünkü çok büyük baskılara maruz kaldı genç yaşta. O baskıları atlattığında inşallah kendisini geliştirdiğinde, taraftardan ya da spor yazarlarından etkilenmediğinde çok daha iyi yerlere gelecektir.

“DELGADO VE RICARDINHO OLDUKÇA...”
-Bir futbolcu teknik adama, hocasına gidip ben şurada daha iyi olurum, şu özelliklerim benim şurada takıma daha çok faydalı olur diyebilir mi? Sizin futbolcunuz gelip size böyle birşey dediğinde siz bunu garipser misiniz?
Şimdi söyleyebilir muhakkak. O futbolcuyla teknik drektör arasındaki diyaloğa bağlıdır.

-Peki Burak bunu hocasına söyler mi?
Burak öyle bir şey söylediği zaman Burak’ın o takımda oynama şansı hiç olmaz. Çünkü orada Delgado ve Ricardinho var. Bu 2 oyuncu orada olduğu sürece orada yeni bir oyuncuya şans vermezler, veremezler.

-O zaman bir anlamda sağ açıkta oynatılarak Burak’a yer mi açılmış oluyor?
O tarz bir şeye girmek doğru değil bence. Ayrıca sağ tarafta çok iyi maçlar da oytnadı. Ama şu an eleştirilerin odak noktasına ulaştığı için böyle bir şey var. Burak sağ kanatta da çok iyi oynar.

“TEK FORVETLİ TAKIMDA KANAT OYNAMAK ZORDUR”
-Ben Burak’ı eleştirmiyorum. Burak’ın sağ açıkta oynadığı zaman bir anlamda çırpındığını görüyorum. Bir şeyler yapmak için hırs, azim görüyorum ama bir yerde de sonuçsuz kalıyor. Bir futbolcuyu farklı mevkiye zorluyorsan hem takıma hem o futbolcuya kötülük değil mi?

Bu konular teknik konular. Bu konulara girmem doğru değil. Oğluma zarar veririm. Sadece şunu söyleyebilirim. Tek forvet oynanan bir takımda sağ kanatta ve sol kanatta oynayan oyuncunun görevi çok zordur. O defansın arasından santraforu bulacaksınız, kafasına orta yapacaksınız. Yani bunlar zor şeylerdir. Onun için bu tip şeye girdiğim zaman teknik konulara girmiş olacağım ve her zaman Beşiktaş Teknik Direktörünün her türlü şeyine saygı duymak lazım. Ben evladıma zarar vermiş olurum. Sağda oynar, solda oynar nerede oynarsa oynar bu konuda yorum yapamam. Yapma hakkım yok. Zaten ben çalışan bir teknik direktörüm. Tigana’yı eleştirme hakkına da sahip değilim zaten.

-Ben size eleştirin diye sormuyorum. Burak’ın asıl özelliklerini soruyorum.
Ama eleştiri olarak oraya gidecek.

“SENEYE ÇOK DAHA FARKLI BİR BURAK”
-O anlamda tamam. Eleştiri olarak algılanacak, benim bu sorularım kasıtlı soruldu olarak adlandırılacak ama ben doğrular adına konuşuyorum.
Bir de başka türlü düşünmek lazım. Burada ben Jean Tigana’ya da saygı duyuyorum, ayrıca teşekkür de borçluyum, oğluma sürekli olarak inanan ve forma veren bir teknik direktör. Ben baba olarak baktığımda minnet borçluyum. Burak da tabii yetenekleriyle alıyor formayı. Kimsenin minnetiyle değil. Ama son olarak şunu söyleyeyim; göreceksiniz Burak önümüzdeki sezondan itibaren İstanbul’a ve Beşiktaş’a daha da alışmış olacak ve çok daha farklı olacak. Çok daha farklı bir Burak seyredeceksiniz bundan eminim.

erdem.erol@ligtv.com.tr