Spor yazarları ne dedi?


Spor yazarları İsveç - Türkiye maçını değerlendirdi.


Metin Tekin - Bu takımda gelecek var Bir milli maçın dışında oyun ve oyunculara bakarak bir yorum yapmak istedim. Sarılı ve kırmızılı oyuncular diye... Buna bakmaya çalışalım çünkü Lucescu'nun söylediği yeni bir milli takımdan söz ederken böyle bakmak lazım.


Kalede dengesi tartışılır, çabukluğuyla öne çıkan bir kaleci: Sinan Bolat. Size'ları stoper size'ı olmasa da Çağlar ve Kaan çok mu pozisyon verdiler, tartışılır ama topu oyuna sokan stoperler.


Yıllardır alıştığımız Gökhan Gönül'den sonra aynı dinamizm ve çabuklukta olmasa da oyun aklı ve tekniğiyle Zeki Çelik. Savunmasını hiçbir maçta anlayamadığım ama sırıtmadan solda oynayan Ömer.


Fizik kalite olarak baktığımızda iki ağır orta saha ama çabuk oynama konusunda aksamayan Celta Vigolu Okay ve en tecrübelimiz Mehmet Topal.


Kenar oyuncusu olarak tam kafama yatmayan ama ilk defa kıpır kıpır oyunuyla dikkat çeken Hakan Çalhanoğlu. Lucescu'nun teknik kaliteyle oynayacağız dediği oyunun simgesi ve tarihi Oğuzhan Özyakup.


Her zaman çok umutlu olduğumuz ama dün akşam performans olarak bunun altında kalan Cengiz Ünder. İki maçtır bir türlü santrfor oyunu içine alamadığımız Evertonlu Cenk Tosun.


Özelliği nedir diye sorduğumuzda vuruş yeteneğiyle gelen Emre Akbaba ve onunla gelen beraberlik ve galibiyet golü. Eğer dün akşamdan geleceğe doğru bakacak olursak tamamen fizik kalite ve direkt hücumla oynayan bir takıma karşı oyunu ele alışımız, Lucescu'nun tarifi hız ve teknikle etkili olduğumuz bir akşam izledik.


Bu oyunu belki tek bir maçla anlatamayız ama ben hakikaten oyundan da bireysel yeterlilik anlamında da çok keyif aldım. Uluslararası arenada farklı oyunlara karşı neler yapabileceğimizi göreceğiz. Özellikle 2-0'dan geri dönüş bize çok şey anlatabilmeli. (SABAH)


Gürcan Bilgiç - Umut hep cebimizde kalacak Üç gün önceki Rusya maçından düne geldiğimizde "taş üstüne taş konduğunu" gördük. İsveç gibi sert bir takıma karşı, üstelik deplasmanda topu ve oyunu böylesine kontrol etmek önemliydi. Goller yedik veya pozisyonlar verdik, doğrudur.


Gürcan Bilgiç - Umut hep cebimizde kalacak Üç gün önceki Rusya maçından düne geldiğimizde "taş üstüne taş konduğunu" gördük. İsveç gibi sert bir takıma karşı, üstelik deplasmanda topu ve oyunu böylesine kontrol etmek önemliydi. Goller yedik veya pozisyonlar verdik, doğrudur.


Tüm maçı sahiplenerek oynamaları, hata yapmalarına rağmen koşmaktan vazgeçmemeleri daha da önemliydi. Kulüp havasında bir milli takım için güzel işaretler bunlar. Okay - Topal ikilisinin orta sahayı tutmalarına, Oğuzhan'ın öne paslarıyla etkili oyun yorumu gelmeliydi.


Hakan ve Cengiz'in içeri kat eden akıllı bindirmeleri veya Cenk'in koşuları bu paslara yanıt alamadı. Oğuzhan ya geç kaldı, ofsayt geldi sonrasında, ya da rakibe takılıp kaldı. Dikkat ederseniz oyun karakteri veya düzen değil eleştirdiklerimiz.


Performanslar üstünden konuşuyoruz. O nedenle umut hep cebimizde kalacak. Çünkü bu maçta kötü oynayanlar, diğerinde daha farklı veya akıllı olacaklardır.


Düşündüm de, bizi Fransa'ya kadar götüren maçlar da dahil olmak üzere, neredeyse dört yıldır, ilk defa "Bu takım olur" umudunu taşıdım.


Karşımızda sonucu kabul etmeyen, sonuna kadar uğraşan ve bir planı olan takım vardı. Oyuncu değişiklikleri ve Yunus - Emre Akbaba ısrarları ile gelen iki golle galibiyete uzanan eller... Bu çocukların hak ettikleri bu sonuca çok ihtiyaçları vardı. Tıpkı bizim gibi... (SABAH)


Uğur Meleke - Arkadan çekilince düşmeyen çocuklar İlk yarıda Hakan ve Cengiz arkadan çekildikleri, pekâla rakiplerine sarı kart göstertebilecekleri halde düşmediler, devam ettiler. Bir önceki kurnaz nesilden sonra bu tavır ilaç gibi geldi.


Türk futbolunun yükseliş dönemi, 1996-2008 arasındaydı. Tam 4 büyük turnuvaya gittik. İki yarı final, bir çeyrek final oynadık. Tarihimizde ilk kez birinci torba gördük. Avrupa’nın elitleri arasına girdik.


2008-2018 dönemini ise en hafif ifadeyle, “duraklama dönemi” olarak adlandırabiliriz. 5 büyük turnuvanın sadece birine, gitmeyeni dövdükleri Euro 2016’ya gidebildik. Onda da son 16’ya kalamadık.


Yani biz, tam 10 yıldır Avrupa’nın son 16’sının dışındayız. Sürekli yenildik. Yenildikçe de bahane ürettik.


BU TAKIMI SEVDiM Tam 10 yıldır Avrupa’nın son 16’sının dışında kalmış bizim seviyemizde bir ülkenin “yenilmeye ve bahane üretmeye alışan” bir nesle elveda demesi doğal. Neşter doğal. Zaten tecrübeli bilge Lucescu, bu yüzden göreve getirildi. “Adam gibi adamcılar” çetesini dışarıda bırakması ve yepyeni, tertemiz, pırıl pırıl bir takım kurması için.


Dün uzun yıllar sonra bir resmi maçta böyle bir kadro vardı sahada. Çağlar, Cengiz, Okay gibi pırıl pırıl çocuklarla, Mehmet, Oğuzhan, Cenk gibi ahlaklı deneyimlilerin karması.


İlk yarım saatte iki ayrı pozisyonda Hakan ve Cengiz arkadan çekildikleri, pekâla rakiplerine sarı kart göstertebilecekleri halde düşmediler, devam ettiler. Bayıldım bu tavra. Bir önceki kurnaz nesilden sonra, top oynamaktan çok konuşan o ekipten sonra ilaç gibi geldi bu tavır.


Dün topa yüzde 65 sahip olduk. Rakibimizin iki katı kadar pas yaptık. Özellikle ikinci yarıdaki olumlu futbolumuzla hop oturduk hop kalktık. Ve sonunda hak ederek kazandık...


Ancak maçı kaybetseydik de görüşüm aynı olacaktı: Bu “arkadan çekilince düşmeyen adamlar”da, niyeti hesap görmek değil oynamak olanlarda, prim tartışması yapmayanlarda ısrar etmek gerek. Varsın yenilsinler; “adam gibi adamlar” gibi başımızı öne eğdirmesinler yeter. Ben sevdim bu takımı...


SADECE 3 FAULLE MAÇI BİTİRDİK Dün gece o kadar çok topla meşguldük, oynamaya o kadar hevesliydik ki 90 dakika dolduğunda sadece 3 faul yapmıştık. İsveçliler’se daha ziyade karşılamayla meşgul oldukları için 13 faulleri vardı o sırada. Her şeyiyle harika bir geceydi gerçekten.


BU GRUPTA İKİNCİLİK DE DEĞERLİ OLABİLİR Euro 2020 için toplam 24 bilet dağıtılacak, 20’si klasik elemeler yoluyla... Mart’ta 5’li veya 6’lı grubumuzla mücadeleye başlayacağız, ilk 2’ler direkt olarak turnuvaya gidecek. Yani esas rota orası...


Uluslar Ligi’yse hem hazırlık maçlarının yerine bir alternatif, hem de turnuvaya gitmek için bir tür arka kapı. Uluslar Ligi’nde B kategorisinde olmak aslında avantajlı. Çünkü olur da A kategorisindeki 12 takım da klasik elemeler yoluyla turnuva bileti alırlarsa, B’den 4 değil 8 ülke play-offlara kalacak. Euro 2020 için 1 değil 2 bilet, B kategorisinden dağıtılmış olacak.


Yani A kategorisinde boş kalan play-off spotlarının B’den takviye edileceğini unutmamak gerek. Grup ikincilerinin de şansı olabilir günün sonunda. Mücadeleyi sonuna kadar sürdürmek gerek.


MAÇIN SAYISI Dün ilk 11’imizde tam 8 oyuncu, Avrupa’nın büyük liglerinde forma giyiyorlardı. Zeki Lille’de, Kaan Fortuna’da, Cenk Everton’da, Hakan Milan’da düzenli oynuyorlar. Oyuncu listemiz iyi. Artık amaç bunu sürekliliği olan bir takıma dönüştürmek.


MAÇIN FARKI Bizim 6 oyuncumuz 74 saat içinde 4 saat resmi maç oynadılar. İsveç koçu Janne Andersson’sa 4 gün önceki Avusturya maçında alternatif bir kadro sahaya sürdü ve neredeyse tüm aslarını dinlendirdi. Dinlenmiş bir takıma karşı oynadığımız ikinci yarı olağanüstü.


MAÇIN HEYECANLISI Dün yediğimiz iki golde de sağ bekimiz Zeki Çelik’in direkt hataları var. Öne biraz kontrolsüz çıktı, bölgesinde büyük boşluklar bıraktı. Lâkin tüm kariyerinde birinci lig maç sayısı 4 olan bir genç adamdan söz ediyoruz. Bu ekibin devam etmesi gerekiyor kesinlikle.


MAÇIN ADAMI Kahramanımız Emre ve 1 gol-1 asistli Thelin maçın yıldızlarıydılar elbette. Ancak Oğuzhan’ın performansını da pas geçmemek gerek. Oğuzhan’ın yeniden doğuşu gibiydi dün gece. Hem savunmada, hem hücumda maestro gibiydi. (HÜRRİYET)


Hakan Ünsal - Emre Akbaba'nın dönüşü Galatasaray’a transferinden özgüveni artan Emre Akbaba, bunu milli takıma da taşıdı ve İsveç deplasmanında maçı kazandıran adam oldu.


UĞRUNA bir veya iki turnuva feda edip, geleceğimizi kurtarmak için sabır gösterip, zaman vereceğimiz jenerasyon bu mudur? Eğer bu soruya net bir şekilde evet cevabı veriyorsak, o zaman saha içinde beklentiyi düşürüp, kadro devamlılığı sağlamak ve saha dışı etkenleri iyi yönetmek zorundayız.


Eksiklerimiz çok. Lider oyuncumuz yok, tecrübemiz az, agresif değiliz, sistemimiz yok ve sahada dağınık bir görüntü veriyoruz.


Artılarımız da var... Yetenekliyiz. Genç, dinamik bir ekibiz ve daha iyisini verebilecek ama kapasitesine ulaşamayan oyuncularımız var. Yani çok sey yapabiliriz.


OĞUZHAN OYNARSA... Milli takımın en kilit oyuncusu tartışmasız Oğuzhan Özyakup. Yetenekli ve iyi oynadığında takımı da oynatan Oğuzhan’ın bu yanına çok ihtiyacımız var. Çünkü, kenarda oynayan Cengiz ve önde oynayan Cenk, Oğuzhan’ın oyun görüşüne ve akıllı paslarına göre performansları çok artacak oyuncular konumunda.


Cengiz Ünder, topu kullanmayı değil, silahı olan süratini kullanarak tehlikeli alanda topla buluşmalı. YENİ SOL BEK ÖMER Ömer Bayram, temposu ve etkili oyunuyla milli takımın yeni sol bekidir.


Emre Akbaba, girip maçı değiştirmesiyle yeni kariyerinde bambaşka bir sayfa açtı. Galatasaray’a transferinden özgüveni artan Emre, milli takıma da bunu taşıdı ve maç kazandıran adam oldu. Milli Takım kazandı ama diğer kazanan Galatasaray oldu. Oğuzhan bu oyununu aynı seviyede tutmayı başarırsa başka bir oyuncu olur.


LUCESCU ANLARSA LUCESCU’nun bu maçtan çıkaracağı ders, kimi oynatıp kimi oynatmayacağı olmalıdır. Çünkü, başladığı 11’in oyunu ve yaptığı değişiklikler sonrası yapılan geri dönüş çok net mesaj içeriyor. Performansı iyi olana ve formayı daha çok isteyene vermesi gereken bir milli takım bu.


KAYBETTİĞİMİZ AVANTAJI GERİ ALDIK BU galibiyet, teknik direktör Lucescu açısından da kritikti. Bunca kaybın ardından kazanamasa belki de istifa etmek zorunda kalacaktı. Ama şunu da söylemek lazım; bundan sonraki maçlar onun için hâlâ çok zor.


Sağ bekte görev yapan Zeki, ilk yarı durgundu. Bunu da heyecanına bağlıyorum. İkinci yarıda kendini gösterdi. Gerçekten çok gayretliydi.


Defansın göbeğindeki Çağlar zaman zaman hata yapsa da, yanındaki Kaan Ayhan ile beraber ikinci yarıda daha iyi oynadı. Mehmet Topal ise her zamanki gibi sahanın her tarafına koştu, mücadele etti.


İsveç gibi savunma yönü son derece başarılı, pozisyon oyununu iyi uygulayan bir takıma 2-0 geriden gelmek hiç kolay değildir ve büyük iştir.


Grupta Rusya mağlubiyetiyle kaybettiğimiz avantajımızı geri aldık ama daha işin başındayız. Genç oyuncuların çok ihtiyacı olan bir deplasman galibiyeti ve zamanlaması çok iyi. (HÜRRİYET)